Milliyetçilik, vatanseverlik, idealist olmak, milli meselelerde dik durmak.... bu ilkeler; “Olmazsa olmaz” şarttır. Her ülke, her millet bunlara sahip çıkar. Sahip çıkmak zorundadır. Hele bu Türk milleti olursa, durum daha da değişir. Çünkü Türk milletinin tarihi şerefle, şanla, adaletle, insan haklarına riayetle... doludur.
Son zamanların önemli konusu; bazılarına göre Kürt açılımı, bazılarına göre Demokratik açılım... adı ne olursa olsun içeriği önemli. Atalarımız der ki; “Zarfa değil, mazrufa bak” yani zarfın dışına değil, zarfın içindekine bak. İsimlere takılıp kalmak, içindekileri görmeden, içi dolu mu boş mu anlamadan; “İstemezzük, biz bu konuda sizinle mutabakata girmeyiz...” diyerek kapıları kapatmak, sonra basın toplantısı yaparak; “Biz bu hususta mutabakata hazırız” demek çelişki olur. siyasette çelişkilere yer yoktur. Çelişki içinde olan, bir dediği bir dediğini tutmayan... siyasetçilerin durumu pek iç açıcı olmaz. aslında hiçbir insanın tavırlarında tutarsızlık istenmeyen bir durumdur. Tutarsız insanların toplumda tutunmaları mümkün değildir.
Milli mutabakat; sadece dar bir çerçeveden meseleye bakmak değildir. Milli mutabakatta; partiler, sivil toplum kuruluşları, basın, resmi kuruluşlar, bütün halk, fikir ve düşünce adamları... yani bu meselede; “Ben de varım, ben de fikrimi söylemek, benim de bu çorbada tuzum bulunsun istiyorum, ben de elimi taşın altına sokmak arzusundayım, eğer bu ülkede yaşıyorsam, eğer bu ülkenin ekmeğini yiyip suyunu içiyorsam, havasını teneffüs ediyorsam...” diyen herkes mutlaka bir şeyler yapmak durumundadır.
Milli mutabakatta; siyaset bir kenara bırakılır. Bu konunun oy avcılığıyla ilgisi yoktur, olmamalıdır. Ben nasıl olur da halka karşı oylarımı artırabilirim, nasıl olur da seçimde iktidarı ele geçirebilirim, rabbena hep bana, benim cebim dolsun, millet ne yaparsa yapsın.... gibi menfaate dayalı düşünceler fiyaskoyla sonuçlanır. Eğer bu hususta bilgi almak isterseniz, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olan siyasi oyunları bir hatırlayın.
Hükümetin ortaya attığı demokratik açılım, milli bir meseledir. Bunun içinde; terörü önlemek vardır. bunun içeriğinde; anaların gözyaşlarının akmaması, fidan gibi gençlerimizin teröre kurban gitmemesi, doğu ve Güneydoğu’nun makus talihinin yenilmesi, bu bölgelerimizin daha çok kalkınması, Batı nasıl gelişmişse, Doğunun da aynı şekilde gelişmesi vardır....
Bu konuda çok güzel bir gelişme yaşanmıştır; İspanya, Hollanda ve diğer ülkelerden Tunceli'ye gelen bir çok turist, daha önce sık sık çatışmaların yaşandığı Ovacık ilçesine bağlı Mercan Vadisi'ni ziyaret ederek doğal güzellikleri gezdiler. Tunceli'nin doğal güzelliklerine hayran kaldıklarını söyleyen İspanya'nın Bask ve Katalon bölgesinden gelen turistler, şehre tekrar gelmek istediklerini dile getirdiler.
Bu, güzel gelişme değil mi? ortaya atılan; “Demokratik açılım” herkes tarafından desteklendiği zaman, ülkemiz kazanacaktır, milletimiz kazanacaktır.
İzliyorum, haberleri takip ediyorum, hükümetin yaptığı ve ortaya attığı bu açılıma CHP ve MHP peşinen kapıları kapatmış bulunuyor. MHP sadece Türk denmediği, işin içinde Kürt adı geçtiği için tepki gösteriyor. aslında MHP, CHP’nin ocağına odun taşıyor. Bir başka husus da; bunu niçin hükümet yani AK Parti ortaya attı? Bütün mesele buradan kaynaklanıyor.
Değerli dostlar, konuyu parti gözlüğü içinde ele alırsak yanlış yaparız. Eğer bugün iktidarda MHP olsaydı, aynı açılım girişimini bu yapsaydı millet olarak destek vermeyecek miydik? Veya CHP yapmış olsaydı; bu CHP’nin fikri ben buna katılmam mı diyecektik? Şayet bu, milli bir mesele ise- ki başka türlü düşünülemez- armudun sapı, üzümün çöpü var demeden ülkemizin selameti, geleceğimizin aydınlığı için; “Evet” demek mecburiyetimiz vardır. ha, anlarım, hükümetin ortaya attığı açılımda eksiklik mi var; siz eksiklikleri tamamlayın, halk da bilsin. Olabilir, eksiği, gediği, noksanı, kusuru... bulunabilir. Mutabakata girmeden, peşinen kapıları kapatarak nasıl böyle bir kanaate varacaksınız?
Ben inanıyorum ki; MHP de, CHP de, terörün bitmesinden yana. Ancak bir türlü izah edilemeyen parti fanatizmi içindeler. Ülkemize yazık etmek istemiyorsak, yarınlarımızın karanlıklarda kalmaması, terör belasından ebediyen kurtulmak arzusundaysak.. milli mutabakatta yerimizi almaya bakalım. Değilse yarın çok geç olabilir. “Ba’de harabü’l Basra”. (13 AĞUSTOS 2009)
Kazım Öztürk










